|
MEDYUMLUK MESLEĞİ VE YILDIZ FALI |
Medyumluk mesleği
Sevgili ziyaretçilerim medyumluk mesleğinin aslını aşağıda sizlere doğrusuyla aktarıcağım, ben kendime medyum sıfatını yakıştırmadım ama insanlar, dostlarımız küçüklüğümden beri bana ya hoca yada medyum sıfatını taktılar. Ben bu işe gönlümden gönül verdim çünkü içinde insanlara yardım etmek vardı ve insanlardan Allah sizden razı olsun cümlesini duymak. Allah'a şükürler olsun bu güne kadar doğruluktan taviz vermedim yapabilirim dediğimi yaptım ve bu günlere ulaştım, insanların istekleri ne olursa olsun yapabileceğim bir şey oldukça yardımcı oldum. Hiç kimseyi üzmedim hayal kırıklığına uğratmadım. Ben bu ilmi bana Allah'u Tealanın lut fetttiğini düşünüyorum ve bu ilimle çok mutluyum çünkü benim mutlu olduğum kadar, geçmişten bu günlere mutluluğumu insanlarla paylaştım insanlara yardımcı oldum ve olmayada devam edicem. Sizler bana ister medyum deyin, isterseniz hoca, olmadı falcı cümlenizin sonunda Allah sizden razı olsun dedikten sonra benim için bir problem yok. Saygı ve sevgiyle kalın. Medyum Hüseyin Hoca
Medyumluk ve yıldız falının tarihi
Resul-i Ekrem (sav)'in: "-Kulacı kulacına, arşını arşınına, karışı karışına sizden öncekilerin yoluna uyacaksınız. Hatta onlar keler deliğine girseler, siz de gireceksiniz.."(1) buyurduğu ve mü'minleri ikaz ettiği malumdur. Son yıllarda bazı Müslümanlar, bu hadis-i şerifte haber verilen hastalığa tutulmuşlardır. Materyalist kültürün zaafa uğraması, spritualizmi ön plana çıkarmıştır. Televizyon kanallarının ; medyumları, reenkarnasyon inancını ve ruh çağırma seanslarını gündeme getirmeleri, batıl iddiaların cazibelerini artırmıştır. Medyumluk, çok eski bir meslektir. Cahiliye döneminde Arapların; "kahinlere" ve "Arraflara" müracaat ederek, bir-çok meselelerini çözmeye gayret ettikleri sabittir.(2) Nitekim Resul-i Ekrem (sav)'in dedesi Abdülmuttalip:"-Bir erkek evladım olursa, onu kurban edeceğim" demiş ve bir adakta bulunmuştur. Peygamberimiz Efendimiz'in (sav) babası Abdullah doğunca, adağını yerine getirip-getirmeme konusu gündeme girmiştir. Kureyş'in önde gelenleri; Abdullah'ı kurban etmesinin doğru olmayacağını söylerler. Abdülmuttalip ise adağını yerine getirmekte kararlıdır. Bunun üzerine:"-Hicaza git!..Orada Sücah adında kahin bir kadın vardır. O kadının cinni çok mahirdir. Ona, bunu yapmanın doğru olup- olmadığını sor ve ona göre hareket et!.."(3) tavsiyesinde bulunurlar. Bazı kaynaklarda "-Sücah isimli kadın, atalarının ruhunu çağırsın. Bu işe onlar karar versinler" ifadesi yer almıştır. Dikkat edilirse cahiliye döneminde kahinlik (günümüzdeki ismi ile medyumluk) revaçta olan bir meslektir. Bu mesleği icra edenler, cinler vasıtasıyla gizli sırları bildiğini söyleyen ve çevrelerince de öyle kabul edilen kimselerdir. Bunların dışında "Remmal" denilen falcılar da faaliyet göstermişlerdir. Mekke müşriklerinin "cinler ile Allahu Teala (cc) arasında bir nesep yakınlığının bulunduğunu" inandıkları için, vehimleriyle amel ettikleri bilinmektedir. Resul-i Ekrem (sav):'in"- Her kim bir Arrafa veya kahine gider de, onun söylediklerini tasdik ederse, bana indirilene küfretmiş (inanmamış) olur"(4) buyurduğu ve cahiliye inancına savaş açtığı malumdur. Gazetelerde yayınlanan yıldız falları meselesine gelince: İmam Fahrüddin-i Razi'nin (rh.a) yıldız falı ile ilgili tesbiti şudur: " Yıldız falı, eski zamanda yaşamış Keldaniler ile Kestanilerin sihridir. Bunlar "yıldızlara tapan, yıldızların bu kainatı idare ettiğini zanneden, hayır ile şerrin, mutluluk ile uğursuzluğun yıldızlardan olduğuna inanan bir topluluk" olup; Hak Teala, görüşlerini geçersiz kılmak ve mezheplerini reddetmek için Hz. İbrahim'i gönderdiği kavimdir"(5). Yıldız falı, tılsımın ve kehanetin bir çeşididir. Malum günlük gazetelerin bazılarında; “yıldız falları” yayınlanır ve okuyucular burçlarına göre batıl yorumları öğrenirler. Elbette akrabalarınızın; Hz. İbrahim'i (as) ateşe atacak derecede çıldıran, Nemrut kafirini sevmeleri mümkün değildir. Durumu kendilerine mülayemetle tebliğ ediniz. Reenkarnasyon iddiası, hermetizm dininin iman esaslarındandır. Hermetizm; Filistin, Lübnan ve Antakya çevresinde yayılmış cahili bir batıl inanç sistemidir. Bunlar; "ruhların bir vücuddan, diğer bir vücuda geçtiğine ve ahiret hayatının olmadığına" inanırlar. Akrabalarınızdan bazıları, geçmişteki bu çevre kültürünün etkisi altında kalmış olabilirler. Ruh çağırma seansları, sosyetenin iltifat ettiği bir hadisedir. Sosyete denilen bu insanların çoğunluğunun, batılın cazibesine kapıldığı ve şirk içerisinde yaşadığı bilinmektedir. Merhum M. Hamdi Yazır "Ruh çağırma" ile ilgili olarak şöyle demektedir:"-Bunların büyük ruhları ve şahsiyetleri çağırıp getirme iddialarının yalan olduğunda şüphe yok ise de, habis ruhları ve sefil şahsiyetleri afsunlayıp topladıkları ve bu suretle yüce ruhlara zarar vermeye çalıştıkları muhakkaktır"(6). Batıda gelişen “Spritualizm” (ruhçuluk) ideolojisinin, hermetizm itikadı ile alakası vardır. Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim.
|
|